Havalar soğudu, kazaklar gardıroplardan çıktı, bulutlar gökyüzünü kapladı… Dolayısıyla o çok sevdiğimiz güneş kremleri de banyo dolabının en arka sırasına doğru yol almaya başladı, değil mi?
Eğer cevabınız “evet” ise, cildinize farkında olmadan en büyük kötülüklerden birini yapıyor olabilirsiniz. Yaz bitti diye güneşin dünyamızı ziyaret etmeyi bıraktığını düşünüyorsak, büyük bir yanılgı içindeyiz demektir. Çünkü güneşin mevsimi olmaz; sadece stratejisi değişir.
İşte kış aylarında da güneş kremini bakım rutininizin başköşesinde tutmanız için en güçlü nedenler:
Bulutlar Sadece Bir İllüzyondur: UVA Işınları Asla Uyumaz
Güneşten gelen ışınları temelde ikiye ayırıyoruz: UVB ve UVA.
- UVB ışınları yazın bizi yakan, bronzlaştıran ve kışın etkisi azalan ışınlardır. Kışın havanın serin olmasının sebebi bu ışınların azalmasıdır.
- UVA ışınları ise tam bir “gizli ajan” gibi çalışır. Yılın 365 günü, bulutlu, yağmurlu veya karlı havalarda bile aynı güçle dünyaya ulaşır.
Daha da fenası, UVA ışınları camdan bile geçebilir. Yani kışın ofiste pencere kenarında otururken veya araba kullanırken bile cildiniz bu ışınlara maruz kalır. UVA, cildin derinlerine inerek kolajen yapısını bozar, ince çizgilere, kırışıklıklara ve lekelere yol açar. Kısacası, cildin erken yaşlanmasının %80’inden UVA sorumludur.
Kar ve Buz: Doğal Birer Güneş Aynası
Kış sporlarını seviyorsanız ya da karlı bir günde dışarı çıkacaksanız, yaz gününden çok daha fazla güneş kremine ihtiyacınız var demektir.
- Yazın temiz bir sahil kumu güneş ışınlarının yaklaşık %15’ini yansıtır.
- Kışın ise beyaz kar ve buz, güneşten gelen UV ışınlarının %80’e yakınını doğrudan yüzünüze geri yansıtır.
Bu durum cildinizin iki kat daha fazla radyasyona maruz kalması anlamına gelir. Kayak tatilinden sonra yüzü kıpkırmızı dönen insanları görmenizin (veya bunu bizzat yaşamanızın) sebebi tam olarak bu “ayna etkisidir”.
Cilt Bariyerini Kış Şartlarına Karşı Korumak
Kış ayları cilt için oldukça zorludur. Dışarıdaki soğuk ve kuru rüzgar cildi kuruturken, içerideki kalorifer ve klimalar cildin nemini tamamen söküp alır. Kuruyan ve pul pul dökülen bir cilt bariyeri, dış etkenlere ve UV ışınlarına karşı çok daha savunmasız hale gelir.
Günümüzün modern güneş kremleri sadece koruma sağlamaz; aynı zamanda harika birer nemlendiricidir. Kışın rutininize ekleyeceğiniz seramid, hiyalüronik asit veya antioksidan içerikli bir güneş kremi, cildinize bir kalkan gibi koruyucu bir katman örer ve nemi içeri
Leke Tedavilerinin En Büyük Destekçisi
Pek çok kişi kimyasal peeling, retinol kullanımı veya lazer gibi agresif cilt lekesi tedavilerini kış aylarına saklar. Çünkü bu dönemde güneşin bizi yakma ihtimali düşüktür.
Ancak gözden kaçan nokta şu: Bu tedavilerden sonra cilt yeni doğmuş bir bebek teni gibi hassaslaşır. Kış güneşi bile olsa, korumasız dışarı çıktığınızda o çok kurtulmak istediğiniz lekeler daha koyu bir şekilde geri dönebilir. Emeklerinizin boşa gitmemesi için kışın da korumaya devam etmelisiniz.
Kış İçin Küçük Bir Güneş Kremi Tüyosu
Yazın kullandığınız o yüksek matlaştırıcı, yağ kontrolü sağlayan hafif jel kremler kışın cildinize hafif gelebilir ve kuruluk hissi yaratabilir. Kış aylarında daha kremsi, nemlendirici özelliği yüksek ve besleyici güneş kremlerine şans verebilirsiniz. Faktör olarak ise günlük şehir hayatı için SPF 30 genellikle gayet yeterlidir.
Özetle; paltonuzu giymeden dışarı çıkmadığınız gibi, güneş kreminizi sürmeden de güne başlamayın. Cildiniz gelecekte size teşekkür edecek!
